3 Ağustos 2012 Cuma

Şiirsiz Şiir (Aynı zamanda şehirsiz şiir-ve aynı zamanda şiirsiz de bir şehir varmış hep ağlamazmış-)


                                                                                                            T.'ye ya da T.ya
Nasılsınız bir kuş
Kanatlarınız..
Ağrıyor mu eskisi gibi?
Dünyalarınız hep kaç köşe?
Kaç bucaklarda nefes veriyorsunuz akşamları
Saymaklar size göre değilse özür dilerim
Ben “kaç” dedikçe siz kaçın
Olabilir böyle, yapın.
Saymaklar size göre değilse integral alın
Alın alın, bende daha çok var n’olur alın
Lütfen alır mısınız, ısrar ediyorum
Olur mu öyle şey, biterse yenisi gelir
Hem sizden değerli mi
Ayrıca bunun bir şiir olduğunu unutuyorsunuz
Ne hallere düştü zavallı “başı şiir” baksanıza!
Yo yo, hemen öyle küsüp gitmek yok.
İnsanız, arada olur öyle.

Bunları geçelim de sadede gelelim
Nasılsınız bir kuş?
Beni sorarsanız bizler iyi değiliz
Evet, siz yokken biz bizler olduk.
Azaldıkça çoğaldık, çoğaldıkça çoğaldık
Sonra şehir almadı bizi beynimizi patlattık
Yerine bu sefer  5 katlı apartman yaptırdık
-her katta 2 daire-
Yetmezse bir daha patlatırız
Bir daha, bir daha..

Bütün bunlar hep saçma, belki çoğu yalan
Çünkü bu giden iyi gitmiyor.
Her giden iyi gitmiyor.
Kötü gidiyor deyip bırakılacak gibi de değil.
İki dakka susalım sonra yine susalım
Yine susalım yine susalım yine
Nihayetinde bir nefes alalım
Bir nefesten kimseye zarar gelmez.
Sigaralarımızı sessizce yere bırakalım
Yok yok öyle yapmayalım
Minyatür bir kayık içinde dereye bırakalım
Öyle yapalım evet
Sonra oturalım dere kenarında çay içelim
Oraya çaycı açılmamışsa biz açalım
Oralep ve çaydan başka bir şey satmayalım
Tamam benim hatrım için bir de soda satalım

Görüyorsunuz dünyam küçük
Küçük ve de yapışkan
Yapışkan ve de kırık
bir oyuncak.
Kirkor kimdi
“Hayat dediğin kırık bir oyuncak misali…
Kırık işte” diyen
Doğru: Duschembian!

Hafızayla oyun olmaz, bir kenara bırakalım
Beyin; dediğim gibi patlattık
(Hafıza ile beyin ayrı organlardır
-ki hafıza organ da değildir
Uzun mesele-)
Kalp ise bir yol oluyor bir kale, bir yerde topraklara bulanmış bir top oluyor
Vuruyor biri, doksana takıyor

Futboldan konuşmayalım Del Piero malum bölgeyi bıraktı
Giggs duruyor hala.
Durmadan duruyor.

Bütün bunları geçelim de biz en can alıcı soruyu soralım:
Nasılsınız bir kuş?
Biliyor musunuz, şiir olarak bana gelen bu
(yıllar yıllar önceydi)
Getirdiği şiirsellikleri boğdu
Ben şimdi o soruyu sormak için
Vadettiğim şiiri yazamamış olmanın bir garip duygusuyla
-bu duygunun kapkara bir gri olduğunu söyleyenler var-
Eveleyemeden geveliyorum
Arada yanlış yerlerde soruyorum filan ama..
Yeri gelince çok güzel soracağım.
Tamam şiir yok
Ama Allahaşkına
Nasılsınız bir kuş?



2 Ağustos 2012 Perşembe

Demedim Mi

Sonra dedim sen beni hep yanlış anlıyorsun. Olmuyor böyle dedim, vurulmuyor kavgalar. Sen dedim, ben dedim, sonra hep ben ağladım dedim. Çok ağladım ben. Yağmur oldum yağmadım dedim. Kuş dedim bir sustum, kuş dedim ben bir kuş dedim. Saçmalamıyorum dedim, sensin bir kere o dedim. O sensin işte, nereden anladımsa anladım dedim. Kaş dedim, göz dedim, uzaktan olsa da razıyım öp dedim. Sen dedim sen dedim sen dedim. Kaç mayıslar geçti bunu bir bilsen dedim. Ahh dedim,kalbim dedim, kafes demedim. Taşlar ve yosunlar dedim, sır tutmaz dedim. Kargalar bülbül seslerine dublaj yapıyor dedim. Bunlar oluyor ve Türk polisi uyuyor dedim.

Hayat dedim bir gemi gibi.. bir gemi gibi ağlıyor dedim. Sorular sorulmuyor ve öylece çürüyor bir yerlerde. Çıdamlar ur oluyor içinde insanın. Çürük sular akıyor, denizlere karışıyor; insan kendi içinin denizlerine giremiyor.  Kelam koca bir neşter,  ameliyat değil cinayet aracı olarak neşter. İnsan beceremiyor öyle oluyor. Hep öyle oluyor  yetkililer buna bir şey yapmıyor dedim.

Kaç siyah kaç siyah bu böyle kaç siyahlar dedim. Sararmış bir güller var yollarda üzerlerine ne olursun bas dedim. Kimse bilmez ahvalimi sen en iyisi bana da bir sor, yarın gel bir daha sor, sonra şu başını na şu dizime koy dedim. Sonra sıra bana gelir dedim. Ağlamak yok ama bak sen varsın, ağlamak yok, kuş var, mavi var, rüzgar var, sarı kuşlar yok, hu var, ah var, ama senin bildiğin gibi değil dedim.  Ama ağlamak diye bir şey unutulmuş beldeler var dedim. Belediye başkanları bile yok, öyle güzel beldeler dedim. İnandıysan elma gül, inanmadıysan armut gül dedim. Kiraz dersem çık şu rüyadan da beni de uyandır dedim. Kiraz dedim.

Kiraz dedim, ama ben yine ölmedim.