28 Kasım 2012 Çarşamba

İktibas-Rilke

"Yalnızlardan söz etmemiz insanlardan fazla anlayış beklemektir. İnsanlar, neden söz ettiğimizi anlarlar sanıyoruz. Hayır, anlamazlar. Bir yalnızı görmemişlerdir asla; ondan, tanımaksızın nefret etmişlerdir yalnızca. İnsanlar, onu tüketen komşular olmuşlardır; bitişik odanın, onu baştan çıkaran sesleri olmuşlardır. İnsanlar, patırtı etsinler, onun sesini boğsunlar diye, eşyaları ona karşı kışkırtmışlardır. Narinliği ve çocuk oluşu yüzünden çocuklar, ona karşı birleşmişler ve o her büyüyüşünde, yetişkinlerin inadına büyümüştür. Bir av hayvanı gibi barınağını sezmişler ve uzun gençliği sürekli bir takip altında geçmiştir.Güçten kesilmeyip de ellerinden kaçtıkça, yaptığı şeylere bağırmışlar, çirkin deyip kötülemişlerdir yaptıklarını. Ve o, bunlara kulak asmadımı biraz daha ortaya çıkmışlar, yiyeceğini bitirmişler,  teneffüs edeceği havayı tüketmişler ve iğrensin diye yoksulluğuna tükürmüşlerdir. Bulaşıcı hastalığı olan biri gibi adını kötüye çıkarmışlar, daha çabuk kaçıp gitsin diye ardından taşlar atmışlardır. Ve yıllanmış içgüdülerinde haklıydılar gerçekten: o, gerçekten düşmanlarıydı çünkü." -Malte Laurids Brigge'nin Notları, Rainer Maria Rilke

27 Kasım 2012 Salı

Muhabbet Hasıl Oldu Kelamdan

İştigal ettikleri alanlarla ilgili verdiği ürünlere çok değer vermemin yanında, çok yoğun ruhi yakınlık duyduğum kişiler var. Haklarındaki hislerimi, yakınlığımı yazmaya kalksam, kelimelerle aval aval bakışacağımı bildiğim kişiler. Ruhların birbirini tanıdığı o güne inanmam için apaçık bir delil olan, o günün kokusunu kendilerine karşı duyduğum yakınlıkla tanıdığım kişiler. Böyle olmalarından olacak, istikrarlı bir şekilde iletişimde bulunduğum arkadaşlarım farketmiştir, bütün sohbetlerime bir şekilde misafir oluyor bu kişiler. Kimileri de diğer insanların yanında gelmiyor. Karanlık kuyularda, saralı saatlerde teşrif edip, hemdem oluyorlar, derman oluyorlar, deryam oluyorlar. 

İki hafta sonra bir grup insana bir veya birkaç şiir okuyup, bu şiirlerin düşündürdükleri-hissettirdiklerini anlatmamı istedi bir hocam. Aklıma ilk Hazreti Galib Dede geldi tabi. Sonra "ağır" gelir düşüncesiyle başka kim olur ki diye düşünmeye başladım. Hemen bir sürü değerli şair geldi aklıma. Kimisi bu yazının başlangıcından beri anlattığım insanların içindeydi, epeyi de dışındaydı.

 Hocamdan ayrıldıktan sonra, tek başıma yürürken, birden, Didem Madak düştü aklıma. İşte o da hep büyük yakınlık duyduğum insanlardandı. Ölmüşlerime edilen dualardan nasibini mutlaka alacağını düşündüğüm, bir "ölmüşüm" kendisi. Çok düşer aklıma, çok gelir yadıma. Ama bu güne kadar bir kişiyle bile hakkında konuşmuşluğum olmayabilir. Hatta belki de, ismini kendi kendime konuşmalar dışında hiç telaffuz etmedim. O derece! 

Bir yere bağlamayacağım. Bunları anlatmak istedim ve anlattım. Bu bir blog değil mi? 

Hadi bir de "en meşhur" şiirini koyayım buraya. O da bugün "bir garip gelişle" geldi; oturdu. 


       Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım?

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum...
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!
Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadım Hayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin Allahını bilirim bayım!
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başını evcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.Uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!
Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bir köşeye çekilip
Zehrimi alsın diye
Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
İlahiler öğrendim.
Siz zehir nedir bilmezsiniz
Zehir aşkı bilir oysa bayım!
Ben işte miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Geçen üç yıl boyunca
Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
Ülkem olmayan ülkemi
Kayboluşumu aradım.
Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
Haroşa bir hayat bırakmak için.
Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.
Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!


12 Kasım 2012 Pazartesi

Operasyon: Ole Gunnar Solskjaer

Uzun bir süredir (birkaç yıl) içinde bulunduğum kerih ruh halinden kurtulmak; köprüden önceki son çıkışı kaçırmamak; kalbimdeki, ruhumdaki, hayatımdaki, eynimdeki buğulanmış, kirlenmiş, paslanmış, cerahat içinde kalmış, islenmiş, rutubet kapmış, çürümüş bütün yerlerin temizlenmesi ve tedavisi için, kendi adıma geniş ve ehemmiyetli bir çabalar silsilesi içerisine girdim. Buna dirilme, hayatı ihya etme, hayata tutunma, tadilat, yenilenme, prestroika vs. bir sürü şey diyebilirim. Sizden ricam dua edilse kurtulacak bir ölümcül hastalık sahibine dua eder gibi, benim için dua etmeniz.

Çok acıklı oldu, bari kötü bir espriyle bitireyim. Büyük Türk düşünürünün dediği gibi: "Yes, we can!"

5 Kasım 2012 Pazartesi

Boynu Bükük Sarı Lale

I.

Bana kızacaksınız biliyorum
ama yine de ilk mısra ile
şiirin başlığı aynı olacak
Şiire  boynu bükük sarı lale diye
başlayacağım

Ama planlar hep suya düşer
-suya düşen cisimler ıslanır-
-planlar da bazı bazı birer cisimlerdiniz-
Olmadı. Öyle başlayamadım.

Boynu bükük sarı lale
Düşünce anlatılmaz bir melale
Bursa-Kemalpaşa'da bir şelale
Çok sevdiğim bir üniversite: Yale

İnsan bu yıl çok yağdı İstiklal'e
Türk milleti açtır istiklââle
-şükür birazcık doyduk-
Şairin kafasında titanyumdan bir hale

Bu arada bu günlerde kim alıyor kafiyeleri kaale

Boynu bükük sarı lale
onu ilk gördüğümde
içine kapanık bir
bir içine kapanıktı soğan
bir marketteydi içine kapanıktı
sarı plastik saksının içinde
içinde toprak değil de
küçük beyaz taşlar olan
sarı plastik saksının
O günlerde boynu bükük
olacağı daha belli
olmayan sarı lale

Onu ben seçtim çok
çok çiçekler arasından
çok çikolatalar ve
çok barbunya pilakiler arasından
hem de kolay mı seçtim hayır zor seçtim

Dedim sen ey sarı lale
Dalar mısın benimle
buralar anlatılmaz bir melale
Gel dedim ey sen lale

Geldi, direnmedi.